döner vicdan ve ben
yıllar önce arkadaşlarımla buluşmak için konak pier’in önünü ve öğlen saatlerini karar kılmıştık. babamın işleri iyi gidiyordu, küçük çaplı bir alım satım işinden de güzel bir harçlık çıkarıcak şekilde kazanıyordum. cebimde alışık olmadığım bir şekilde cebimde 150 lira ile arkadaşlarımla buluşmaya çıkmıştım. günün tüm yemeklerini, tüm içkilerini ısmarlamak gibi bir fikir vardı aklımda. izmir’de yaşayanlar bilir konak meydanı tarafından basmaneye doğru yürürken bir sıra dönerciler, dürümcüler vardır. sabah kahvaltısı yapmadan evden çıkmanın verdiği gazla kahvaltı için bir döner yeme fikri belirir aklımda. herhangi bir dönerciye oturur, “bir et döner, bir de kola” derim, garson getirir, yemeye başlarım. döner ekmeğin yarısına gelmişken telefon çalar. arayan arkadaşımdır. geldiğini ve beni konak pier’in önünde beklediğini söyler. ben de hayırlı işler dileyerek ortamdan kalkar ve üst geçit ile konak tarafından pier tarafına geçmek için yola koyulurum. üst geçit üzerinde dilenci, kaçak parfüm satıcısı görmeye alışmış bünye sağda soldaki insanları umursamadan yürümektedir. birden tam sağımdaki adama gözüm ilişir. adam gayet iyi giyimli (neredeyse yetkiliri biri görünümünde), üstü başı temiz ve son derece suskun önüne bakmaktadır. tam önünde bir karton vardır ve üstünde “dilenci değilim, yolda kaldım, açım” yazmaktadır. önce umursamadan önünden geçerim fakat tekrar durup arkama bakar, adama acırım. normalde hiçbir dilenciye göz yummayan ben, bu karton üzerindeki yazı karşısında eriyip, bitmişimdir.
adamın yanına doğru yaklaşır, “abi?” derim. yüzüme bakar, cevap veremez. utandığını düşünürüm. elimdeki dönerin varlığı beni son derece rahatsız etmiştir. sonuç olarak karşımda acınası aç bir adam vardır ve ben elimde dönerle karşıdan karşıya geçmekteyimdir. elimi cebime atar ve o günkü zengin harçlığımın verdiği rahatlıkla adama bir 20 lira (o zaman milyon) uzatırım. adam “teşekkür ederim” der. “ben teşekkür ederim” deyip, son bir bakışım ile oradan ayrılırım. içim acımıştır. normalde hiçbir dilenciye üzülmeyen yeri geldiğinde küfredip, ortamdan siktir olmasını isteyen ben, adamın kartonunda yazan “dilenci değilim, yolda kaldım, açım” yazısı ile darmadağın olmuşumdur. gördüklerimi etkilenmiş bir şekilde arkadaşlarıma anlatırım. benimle dalga geçer, taşak oğlanına çevirirler. “ohoo adam parayı yiyodur olm” mesajlarını sineye çeker, arkadaşlarla günün tadını çıkarırım.
tüm gün alsancakta, konakta, kordonda çılgın atıp, içip, yemek yiyip, bir güzel eğlendikten sonra arkadaşlarıma “ben artık gideyim” derim. o gün benim için buluşulduğundan ötürü herkes evine dağılır. ben biraz kordonda yalnız başıma oturup, konak meydanındaki otobüs duraklarının yolunu tutarım. bu sefer pier’in o taraftan konak meydanına doğru üst geçitten geçerim. gözüm aynı adamı arar, adam yoktur. e zaten dürüst ise yeterli parayı topladıktan sonra oradan ayrılacağını düşünürüm, içim ferahtır.
yine dönercilerin sırasından sonra, birahanalerin oradan geçerken gözüme birşey çarpar. bugün para verdiğim adam, gayet spor kıyafetler giymiş 3 adam ile bira içmektedir. önce gerçekten o mu diye o beni görmeden adamı keserim. o’dur. uzaktan beni görür. telefonunu eline alır ve kulağına götürüp konuşur gibi yaparak, birahanenin bahçesinden kalkıp içerisine doğru yürür. onu gördüğümü anlamıştır. ben ise sabah ona karşı duyduğum saf, temiz duyguların tüm gün beni ne kadar etkilediğine yanarım. ilk anda içeri girip yüzüne tükürme isteğim hakim olsa da sonradan vazgeçer yoluma devam ederim. ömrümde hiç ama hiç unutmayacağım duygusal bir sömürünün kurbanı olmuşumdur. olay, yaşandığında elde döner olmasından ötürü bir daha her döner yemeye kalktığımda aklıma gelen bir anı olarak kalıcaktır.
sonuç olarak bundan sonra sikseler biz açız siz döner yiyorsunuz sözüne aldırmayacak bir insan evladı hediye etmiştir bu olay dünyaya. kimbilir belki o adam bana kazık atmasa şuan sokakta belki de açlıktan karnı ağrıyan birçok çocuğa yemek ısmarlıyor olurdum…
20 milyon da gitti amına koyim.
Bu yazı toplamda 463, bugün ise 1 kez görüntülenmiş.
