Berkan Cesur

yoksa berkan’a doÄŸum gününde ne hediye alayım diye düşünmekten yoruldunuz mu?

Ocak11

öncelikle; “aaay, ne narsisttt baÅŸlık o yhaaa ::((” demeyin aÄŸzınıza çarparım. lafa geldi mi “bir erkek ne istediÄŸini bilmeli. hıhım.” demeyi iyi bilirsiniz sevgili kızlar. e ben de 19 senelik bir pipi sahibi olarak bu sözün anlamını doldurmak, bi dolu ‘ne istediÄŸini bilen erkek” olmak istedim.

erkekler için bir şey demiyorum, zaten bana hediye alma ihtimaliniz akraba olma katsayımız arttıkça kuvvetleniyor. ötesi yalan yahut sağlam arkadaşlık.

uzatmayayım, ÅŸimdi biliyorsunuz ki (süper öz güven) 28 ocak benim 20 yaşıma basışımın ya da diÄŸer bir deyiÅŸle 19′u bitiriÅŸimin seromonisi. yurtta törenlerle olmasa da ufak çaplı bir kutlama düşünüyorum.

ÅŸimdi bilirsiniz ki çocukken doÄŸum günlerinde kıyafet getiren teyzeleri hiç sevmedik, ama olur da bunu o teyzelerden biri okuyorsa da gücenmesin. kinder’den tek parça oyuncak çıkması gibiydi hep yaÅŸattığı his. heyecansız, tek düze. ne kadar “düşünmeniz yeter canım benim” de olsa o ÅŸahane oyuncağı getiren amcayı hep daha çok sevdim ben. bir de olayı dramatize etmek gerekirse kış çocuÄŸuyum ben. doÄŸum günüm de tam sömestre tatilinin ortasına denk gelirdi. tüm arkadaÅŸlarım sınıfta doÄŸum günü kutlamasını yapar, koca 30 kiÅŸilik sınıftan tek tek hediyeyi çakınca dibimi düşürürdü. benimki de okul zamanı dışında olduÄŸundan hep evde yakın akraba, tanıdık kutlamasıyla geçti. o yüzden bolca da kıyafet hediyeliydi. HEP İÇİME ATTIM DOSTLAR AMA GÜN BUGÜNDÜR! sosyal medya’da yayacağım bu blog postum ile bana sıcak bir sürpriz yapacak dostlarımın hep bilinç altlarında yatan “berkan’a bir gün ÅŸahane bir hediye almalıyım” güdüsünü uyaracağım. wish listimize geçelim;


1- 27 ocak arch enemy konseri bileti:  bu ÅŸahane brütal konserimizde berkan’la birlikte böğürerek eÄŸlenme fırsatı da sizleri bekliyor!

2- philips shl-5000 kulaklık: bu şahane hipster kulaklığı ile benim de artiz artiz müzik dinleyen arkadaşım var havası yapabileceksiniz!

3- 8 bit kravat: alıp da, pakedimin yasal sınırı 1$ aşması yüzünden gümrükte kalan bu hasret duyduğum kravat ile şahane volfied oynayabiliriz.

4- geek love poem t-shirt: izmir’deyken bastırıp da soldurduÄŸum bu tişörtün orjinali ile sizlere bedava html bir index.html yapabilirim.

5- sw:tor : wow sizi de sıkmadı mı sayın padawan?

6- iRig: bu minik güzellik sayesinde bir gitar prosesörüne dönen telefonum ile canlı canlı akdeniz akşamları dinleme keyfi? oısjfdjıods

7- elektrikli küre: çocukluk uktem. :(

yüzsüzlük yapmanın da alemi yok şimdi listeyi abartıp. olur da ciddiye alan olursa, bana nasılsa bir şekilde olabilir.

bu mübarek ocak aylarında capsleri kurbaÄŸaya çeviren yüce rabbimiz için hayırlı bir iÅŸ yapalım ve berkan’a bu hediyeleri alalım. saygılar sevgiler.

Bu yazı toplamda 563, bugün ise 3 kez görüntülenmiş.

dayağa adam aranıyor

Aralık30

arkadaşlar birine dayak atmak için adam topluyorum. kıro gibi düşünmeyin, önemli bir durum. istanbullu arkadaşlar yardımcı olabilir mi? başka şehirden gelecek olan varsa yolculuk ücretlerinin bir kısmını karşılayabilirim. öyle çok aman bir güç de gerekmeyecektir. atacağınız dayak sırasında size karşılık verilmeyeceğini temin ediyorum. bedavaya stres atmış olursunuz?

dövülecek adam benim.

Bu yazı toplamda 375, bugün ise 2 kez görüntülenmiş.

bana lirik lirik yazdıran kadın

Aralık5

selam. hatırlarsınız arıyordum ya hayali sevgili’yi (http://www.berkancesur.com/hayali-sevgili), ben onu buldum canım. pek kimselere de ses etmedim. bu bir iç dökme metni, bulduÄŸum ama gidene.

şimdi biz bittik ya hani, nefret ediyorsun ya benden. keşke bunca hatıra bırakmadan gitseydin. beni bunca mutlu edip de mutsuzluğu tercih edercesine usulca da değil en büyük şiddetiyle gitmeseydin keşke.

bir ebru vatansever blogunda okuduğum üzere; sevdiğini, sevgilini unutması mümkün. bitiyor, insanız. hiçbir zaman senden başka hayatımda hiç kimse olmayacak derken bi kaç ay sonra bir bakıyorsun öptüğün bir başkası. elini tutmayı, sevişmeyi özlersin. kokusunu da özlersin. ama biter, geçer, dejenere olur, yenisi gelir.

ama en iyi arkadaşını kaybetmek en zoru. yaptığın her şeyi, günlük eğlenme rutinini bile oluşturmuşken hele bırak zoru öldürseydin daha iyiydi be amk.

keşke kokunu içime çekebileceğim bir nesne bırakmasaydın,

keşke bana yeni yeni oyunlar öğretip her gördüğümde seni hatırlayacağım eğlenceler yaratmasaydın,

keÅŸke en sevdiÄŸim içki tekila’nın bendeki yerini senle doldurmasaydın,

keşke en tatlı şarkımı düşündüğümde aklıma sen gelecek düzeye getirtmeseydin,

keşke alo ben vahit ve adnan oktar videolarında bile seni hatırlamasam,

keşke ömrümün sonuna kadar üzerimde taşıyacağım dövmemin rengini belirleyerek kendini kalıcı kılmasaydın,

keşke bunun aynısının benzerini ben de sana yapmasaydım.

keÅŸke

keÅŸke

keÅŸke…

binlerce keşke ile doldurabilirim burayı.

bakma keÅŸke dediÄŸime, hala seni seviyorum ama bir tane daha keÅŸke var ki;

“keÅŸke mutlu olmayı bilsen.”

alttan alan çok severmiş, ben debelenmekten öyle yoruldum ki. insanım bir de. pipim falan var, metabolizma, et, kemik vs.

seni aramaması, sensiz gün geçmesi çok zor. umarım bizim için doğru olan olur.

bir gece başlamıştık, bir gece bitti sevdicek.

öpüyorum.

imza: öptüğün.

Bu yazı toplamda 529, bugün ise 2 kez görüntülenmiş.

kısa bir takım şeyler

Eylül18

ÅŸimdi bugün dışarı çıktım. metroyla yolculuÄŸum esnasında günün anlam ve öneminin göztepe-karşıyaka maçına denk geleceÄŸi tutmuÅŸ olacak ki birden “göztepe adamı götünden siker” nidaları ile ÅŸenlendi etrafım. 25-30 kadar göztepe taraftarı coÅŸa coÅŸa slogan atıyordu. ÅŸimdi içimden geçenleri düşünce balonları yapsak opsiyonlar ÅŸunlar olurdu;

birincisi: göztepe “adamı” götünden sikiyor ise açıkça gay eÄŸilimli. öyle fırtınalar kopuyor ki içimde bunu söylemek için, ama dayak yerim galiba.

ikincisi: iyi ki söylemedim, dayağın davetiyesi birebir karşımda idi.

bu konuyu geçelim. bir de benim son zamanlarda kafama takılan ötopik bir diyalog var.

şimdi bilirsiniz taze ilişkilerde bir aşkını belli etmenin dominant evresi vardır, bu evrede insanoğlu poposunu birbirine sürtüp de içinden geçenleri anlatamadığı için genelde bol yürekl bol kalpli bol aşkımlı fantastik duygusal cümleler kurulur. üzerinde durmak istediğim örnek ise şu;

-seni sevmiyorum

-(şaşırmış gibi yap) ha, ne!?!?!?

-sana tapıyorum

-(:D) aşkııımmmm

yani ben bu diyaloÄŸu bi sürü yaÅŸadım, artık biri bana seni sevmiyorum dese direk bana tapacağını çıkarıyorum mesela. hatta kral tv’ye alt yazı için tüm sevip de sevilemeyenlere gelsincileri toplayıp da din bile kurabilirim. spagetti canavarına göre oldukça da canlı sayılırım, fena mı? ha bunu bazen tolga da diyor ama bana taptığını sanmıyorum, neyse konumuz bu deÄŸil. benim kafama takılan ÅŸu, eÄŸer tanrı ile sohbet imkanım olsa tersine çevirip de ÅŸaşırtabilir miydim acaba keratayı?

-sana tapmıyorum

-(şaşırmış gibi yap) ha, ne!?!?!?

-…

-?

-…

-e beni seviyorsun deÄŸil mi?

-hayır

bence işe yarardı. en azından bu ciddi müessesede aile salonu imajını bozup da biraz renk katardım. kel kevser ile hayat nereye kadar sürer ey canına yandığım!

bu mafya öyle bir mafya ki iÅŸlerini muhteÅŸem yapıyor. dönemlik olarak miÅŸyon kompleytıd yapıp çekiliyor. örnek vermem gerekirseÅŸimdi sıradaki konumuz aslında benim üzerine uzun uzadıya yazmak istediÄŸim ama halimin olmadığı bir türkiye ilginçliÄŸi: “belli kelimeleri, bazı kalıplıarı dönemlik ünlü etme mafyası”

ortaokul yıllarımız olan 2006: kefal, ya da hop kefal!

2007: sallandırıcaksın bunları taksimde, bak bi daha oluyo mu?

2008-2009: kaç megapiksel?

2010-2011: apaçi

hatta apaçi’nin google trends verilerini de aÅŸağıki linkten görebilirsiniz

http://www.google.com/trends?q=apa%C3%A7i

çok garip değil mi? tüm ülke olarak bir anda bir kelimeyi kullanmaya bayılıyor. cılkı çıkana kadar kullanıp, harcayıp bir kenara atıyoruz. sonra da kullananlardan tiksinme aşamamız başlıyor. BUNLAR HEP AMERİKANIN OYUNLARI isterdim ama amerikanın oyunları rugby, hokey falan, saçmalamayın.

ilginç şeyler hissediyorum. aşık olmak yok aşık olmak yok!!!

biterken çalan megadeth - family tree ne güzel parçadır. IT’S A SECRET, YOU AND ME!

öptüm

Bu yazı toplamda 542, bugün ise 2 kez görüntülenmiş.

hayali sevgili

Temmuz13

ssssss

öncelikle merhaba sevgili. seni bir proje olarak görüyorum. seni fiziksel hayatta tanrı olmadığım sürece bulmamın imkanı yok gibi, olur da sen beni bulursun umuduyla karalayacağım uzun vadeler bu sayfayı. aklıma yeni bir ÅŸey geldikçe sürekli güncelleyeceÄŸim. amacım ÅŸu eÄŸer yazdıklarımın %50’sine bile uyuyorsan, bence evlenme-li-yiz hem de bu sene.

biliyorum ki ben bulunmaz hint kumaşı değilim. hatta bir kumaş ile kategorize edileceksem 1 milyonculardaki cam silmeye yarayan sarı bezle yarışabilirim gibi. ama umut fakirin ekmeği imiş. ekmek yoksa pasta da yiyemiyorum, kraliçe sürrealist olmalı.

peki neden sen? diyeceksen beni tanıdığın sıfatlar dışında başka da bir şeyim yok doğrusu. karar senin.

seni kategorize etmek gibi bakma buna, hayal bunlar, muhtemelen karşılaşmayacağız da. ama mükemmel varken uğraşmayız hiç, fena mı olur?
aşağıdakilerin uyumu konusunda yüzde 50 biçtim ben bana ulaşmalısın optimum değerini, ama çok güzelsen tabi ki indirimler mevcut. halden anlarım. başlıyorum iyi dinle;

-bilgisayardan iyi anlasan mesela. en azından modemden bir port açabilmen kafi.
-tercihen bas gitar, bir enstrüman çalsan. beraber grup bile kurarız!
-world of warcraft oynasan tadından yenmez. hele bir de alliance oynuyorsan goldshire’da içkiler benden.
-iyi pokerci zekidir. bir floş royal beklemiyorum ama en azından bir kent görebilsem senden.
-karalamayı sevsen. resim olur, yazı olur.
-42 dediğimde güzel bir otostopçunun galaksi rehberi alıntısı ile beni benden alsan.
-cemal süreya dediğimde gözlerin parlasa. işim çok kolay olur mesela seni tavlarken.
-guitar hero 3′de en azından bir ÅŸeytan devirmiÅŸliÄŸin olsa mesela. easy dahi yeter.
-”connection reset by peer” cümlesi sana eski irc günlerini hatırlatsa.
-oz büyücüsü filmi senin de çocukluğunda önemli bir yer tutsa.
-çocukken pazar sabahları sırf son sayıyı köpeğin atıp maç kazandırdığı filmleri izlemek için erken kalkmış olsan sen de.
-internet explorer yerine firefox ya da chrome kullansan mesela.
-ice tea’nin ÅŸeftalilisini sevsen. meyve sularının da. (limonlu iÄŸrenç be)
-dahi anlamındaki de’yi, soru eki mi’yi istisnasız doÄŸru kullanıyor olsan. doÄŸru kullanmayanlar senin de gözüne batsa ne güzel olur.
-sms yerine konuşmayı tercih etsen! tuşlar çok küçük de.
-cs_italy’de tavuk öldürmenin ne demek olduÄŸunu bilsen.
-siyasi konularda saÄŸa da sola da eleÅŸtirel bakabilsen.
-uzaktan kumandalı bütün oyuncaklar sana da hala çekici gelse! helikopterler süper be.
-kadın budu çok güzel şey. yemek olan da olmayan da.
-star wars alıntısı yapabilsen. (bak bunu ted’den çaldım)
-işin yoksa sabaha karşı yatıp, akşam üstü kalkanlardan olsan. vallahi yalnız bırakmam.
-blue öyster cult’den en az bir ÅŸarkı biliyor olsan, tercihen de burnin’ for you sana da dünyanın en tatlı ÅŸarkısı gibi gelse misal.
-ejderha mızrağı serisinin odun parçası olmadığını beraberce bilsek.
-<?php ?> tagleri ile yapabileceğin herhangi bir esprin olsa. (bu koşul joker, çok fena puanı var)
-skid row - i remember you senin de “durduk yerde adamın a*ına koyan ÅŸarkılar” listende olsa. güzel de çalarım bak.
-çocukken ebru ÅŸallı’ya aşıktım, bunu baÅŸtan kabullenebil ki aramızda sorun çıkmasın :p
-tek başına bilgisayar ram’i söküp takıyor olabilmen bence aşırı seksi.
-güzel bir kıza hiçbir erkek hayır demez.
-bol sevişmek candır.
-facebook’a face demiyorsundur umarım, nolur.
-seni omzuma çıkartacağımın garantisini ver(e)miyorum ama konsere beraber gitmek sence de iyi bir fikir değil mi?
-gül suyundan tiksin. nolur.
-kel kevser üstüne beraber bir espri yapalım.
-beraber patlıcanlı yemeklere bayılalım.
-smsde nolur kısaltma. snce d çk iğrnç olmyr m ya .d
-kıskancım.
-yılmaz
özdil
ile
dalga
geçelim
mi?
-80ler hard rock, glam gibi müzik türlerine bayılsan keşke.
-bir bloğun olsa, seni sana sormadan da yazdığın şeylerden tanıyabilsem.
-media player yerine winamp tercihin olsa. hele de classic skin kullanıyorsan o may gudnıs.
-south park favorin terrance and philip olsa.
-komik ol, sanat filmi gibi uzun uzun denizlere bakıp susan çiftlerden olmayalım.
-sarhoş ol! içip içip hala ayık kalabilenleri kıskanıyor ve içten içe gıcık oluyorum.
-kültürünle döv beni.
-bana önem ver ama hayatının merkezine koyma. hayat her şeyiyle güzel.
-marka takıntısı çok çirkin.
-mesulid şurubunun tadı seni de küçükken cezbetmiş olsa.
-geçmişi siktir et. ne benimkini ne seninkini deş. hayat sonraki vereceğimiz kararlarla şekillenecek, değil mi?
-bir oyunda zekice yapacağın hilenin seksiliği beni benden alır.
-siyah ruja hayır, lütfen.
-ömrüm dantelli gotik kız görmekle geçti, tamam epey de güzelleri vardı, ama biraz renk gelse şahane olabilir.
-big fish filmine sen de bayıl, hatta sen gerçeksen o filmdeki gibi çalışma ücreti olarak her ay sen hakkındaki bir bilginin verildiği bir işe razıyım. (fantastik paralel evrende tabii)
-film demiÅŸken, geleceÄŸe dönüş’e beraber hayran olmalıyız. her hafta tekrar izliyorum çünkü, sıkılmayalım.

şimdilik bu kadar. aklıma geldikçe sana yazacağım sevgili.

yazımı bir twitter takipçimin önerdiği 2 dize ile bitireyim de şairane ruh imajından da primleneyim.

“ne kadınlar sevdim zaten yoktular
böyle bir sevmek görülmemiÅŸtir.”

ve eğer gerçeksen, çok ciddiyim, orda bi yerdeysen! bana ulaş, bulursun bi yolunu
berkan.

ehehe.

Bu yazı toplamda 5580, bugün ise 3 kez görüntülenmiş.

bir film izledim, hayatım değişti, bir daha izlemedim

Mayıs5

neredeyse bitmek üzereydi film. asıl adam kötü adamın ÅŸakağına silahı dayamış, tetiÄŸi çekmenin hemen arefesindeki o türk filmi literatüründe “buuu anaammm içinnnn” diye zikredilen konuÅŸmayı yapıyordu. ÅŸakak terlerinin bile görülebileceÄŸi kalite akan dev ekran hd televizyonum karşısındaki yayılarak oturuÅŸumda beni rahatsız eden birÅŸeyler seziyordum. filme baÅŸlamadan önce yediÄŸim akÅŸam yemeÄŸi ve içtiÄŸim kolalar pantolon ile film izlememi zorlaÅŸtırıyor, belimi sıktıkça sıkıyordu. her, evde rahat takılmak isteyen erkek gibi ben de kemerimi aralayıp pantolonu biraz aÅŸağı doÄŸru çekmeye yeltendim, zaten zayıf olan belimde duran, kızdırılmış ÅŸiÅŸ ile ekstra delik açılmış kemerimi sıkıca tutup çektiÄŸimde artık ferahtım. ne ÅŸiÅŸmiÅŸ midenin verdiÄŸi rahatsızlık ne de pantolon rahatsız etmiyordu. ÅŸiÅŸkinlik azaltıcı kadın yoÄŸurdu reklamlarındaki mutlu ve güzel kadınlar gibiydi iç huzurum.

az zaman geçti, baktım ki ortam sıcak toptan çıkardım pantolonu ilerleyen dakikalarda, baksır denilen ÅŸortumsu güzel buluÅŸtu. ben tüm bunları yaparken filmde deplasmanda olan “iyi adam” da boÅŸ durmamış, kıvrak hareketler ile silahı eline geçirmiÅŸ, kötü adamı çoktan vurmuÅŸ ve kutlama seviÅŸmesine doÄŸru yola çıkmıştı bile sevdiceÄŸi ile. uu beybi, bende bir hareketlenmeler olmuÅŸtu.

öpüşmeye başlamışlardı, filmin sıradan giden seyrine bir hareket gelmiş, hem de fena derecede erotik biçimde gelmişti.

işte tam o sırada ne olduysa oldu, sadece 30 saniye önce olsa beni bu hallere düşürmeyecek bir şeydi olan. annem uyanıp, odanın kapısını hunharca açmıştı. sabaha karşı uyanıp evladını bilgisayar/tv karşısında bulmuş her anne gibi agresif ve klasikti;

“yatmadın mı sen hala!? bunlar kurtarıcak zaten seni! ya bilgisayar ya film!”

ben tam monoton ya tamam anne yaaeee konuÅŸmamı yapmaya yeltenecektim ki annemin hışımlı odaya giriÅŸi ve benim adrenalin hormonumun saÄŸlıklı oluÅŸu yüzünden bacağımdan süzülen bir damla terin verdiÄŸi his pantolonumun giyili olmadığını tokat gibi yüzüme vurmuÅŸtu. annem önce televizyona baktı, filmin ilk ve tek seviÅŸme sahnesi dev ekran tv’mde çılgın atıyor, beni anneme açıklama yapma zorakiyetinde bırakmaya çabalıyordu. annem sadece saniyeler öncesinde odaya girse belki de ruhsar’da menkıbe teyzenin mazhar’ı sevdiÄŸi gibi sevilecek bir evlattım, ancak ÅŸimdiki imajım anca sevimli hayalet casper’ın erkek kardeÅŸleri kadar sevimliydi.

buna karşılık pantolonsuzdum da. bu durumu açıklamaya tansu çiller kafası bile sebep bulamazdı.

annemin televizyona dönmüş gözlerini kendime doÄŸru çevirmek için parmağımla şıkıdım sesi çıkarıp, “ya tamam yatıyorum” dedim. “ne yaparsan yap, ben sana artık hiç biÅŸicik demiyorum” dedi ve gecenin sessizliÄŸinde koridorda yürüyen her anne gibi ayak bileÄŸinin çıkardığı minik çıtırtılar eÅŸliÄŸinde uyumaya gitti.

usulca küfür edip, üş beş dakikası kalmış filme aldırmadan televizyonu kapattım. filmin sonu da belliydi zaten.

uyudum.

sabah olmuştu, artık pazar günlerinin farzı olduğuna inandığım, yan komşunun matkap sesiyle uyandım. çapaklı gözlerim ile zoraki gördüğüm telefonumun yanan mavi ışıklarından mesaj geldiğini anlayıp telefonu üzerine koyduğum masaya kolumu uzattım, ilk denemede yakaladım telefonu, buna karşılık şarj cihazı prizden çıkıp düşmüştü.

tuÅŸ kilidini açtım, baktım orçun’muÅŸ;

“kanka gece bi film vardı tv’de, süperdi var ya. adını unuttum ÅŸimdi, son 2 dakikasına kadar herÅŸey normal gidiyor. hatta filmin herÅŸey düzeldi, kutlamalıyız seviÅŸmesi bile geçiyor, hemen sonraki son 2 dakikada bir olaylar kopuyor valla filmin tüm seyri deÄŸiÅŸiyor, herÅŸey altüst oluyor. aklın almaz, adını bulursam söylücem.”

derin bir nefes çekip, mesajı kapattım. bir sigara yaktım.

ve bir daha gece 12′den sonra film izlemedim.

Bu yazı toplamda 1263, bugün ise 2 kez görüntülenmiş.

porno site sahibi olmak

Nisan28

amaç sadece üç beş para kazanmak iken birden kendinizi içerisinde bulabileceğiniz durum, evet garip.

entry’e baÅŸlamadan önce yaklaşık 10-15 site sahibi olduÄŸumu, bir hosting sitesimin, browser oyununun ve çeÅŸitli adsense gelirli blog sitelerimin olduÄŸunu ve öğrenci olmama raÄŸmen internet sitelerimden aldığım paralar ile türkiye ÅŸartlarında birkaç ailenin geçinebildiÄŸini belirtmek isterim.

herşey webten para kazanmayı keşfetmem ile başladı. facebook poker chipi satışından ve zamanla sitelerimden kazandığım ufak tefek paralar internetten bana ekmek çıkar abi ampulunu yaktı kafamda. bloglar açtım, herşey ekledim, google adsense reklamları koydum bunlara; aylık birkaç yüz dolar getirisi olmaya başlamıştı bile. zamanla bu siteleri yaptım, kazandım, sattım da sattım.

sonra hosting işine girdim, üç beş kazandırdı, kazandırmaya da devam ediyor. hani yerim belli olsun olayı vardır ya. işte hosting işi eğer ufak çaplı ise tam da bu şöhretvari şeyi kazandırıyor size.

hosting işinde gözümü açmam ile online browser oyunu tarzı işlere girdim ki ana gelirim de bu işten gelmekte.

tam bunlar derken, o site, bu site derken birden kendimi bir adult scriptini almış ve reklam alımı ile kazanmak amacıyla porno sitesi sahibi olmuş buldum. sitenin de botu var, otomatik video çekiyor. size reklamlarını yayınlamak düşüyor.

şimdi ben eş dostun bana bakış açısının değişişini mi diyeyim, sevgilinin garip karşılamasını mı diyeyim yoksa okulda gizliden bu konuda nam salmamı mı diyeyim? yoksa bu entry üzerine sizlerin bana bakış açısının değişmesini mi diyeyim? :p

çok uzak değil a dostlar. bir bakmışsınız porno siteniz oluyor. ulan ben de hiç öyle internette porno izleme müdavimi olmadım ama sitem var ya ona gülüyorum.

ahah.

adı da ne biliyor musunuz? bir umut sarıkaya karikatürü vardı hatırlarsanız. kız, erkek arkadaşının bilgisayarında google’a girip a’ya basıyordu. listede daha önceden aranılmış;

-am
-amırcık
-amlı kız

çıkıyordu. heh işte benimkisi ikinci olanı. amircik.com, domaine de bakıp bakıp yarılıyorum ulan.

not: kasım / 2009 bir ekşi sözlük entrymdir. : http://www.eksisozluk.com/show.asp?id=17347586

Bu yazı toplamda 1739, bugün ise 2 kez görüntülenmiş.

adı kamildi, adı gibiydi

Nisan22

misir

… adeta isim ve kiÅŸilik iliÅŸkisini kanıtlıyordu. konuÅŸtukça daha da komikleÅŸiyor, yerin dibine giriyordu. tüm bunları yaparken ise adeta bir nasa çalışanı, bir vergi rekortmeni edası , sempatikliÄŸini de bitiriyordu. anlattığı ise kahvaltısını kola ile yapmasıydı. bunu bir anti popülizm eylemi, marjinallik olarak görüyordu. o yine onun deyiÅŸiyle “annelerimizin konuÅŸma dediÄŸi” çocuktu. kaşındaki piercing ve hiç çıkarmadığı, soluk metallica tişörtü (st. anger) adeta asi görünmek istiyorum diye bağırıyordu. bir saçı uzun “ortam çocuÄŸuydu”. yalnız tek bir kusuru vardı ki üniversiteli çok çılgın arkadaÅŸları gibi karizmatik bir ismi yoktu. ne bir cenk’ti, ne sarp ne de koray.

onun kadı kamil’di, adı gibiydi.

guitar hero diyordu; “expert” oynarım. takmadılar. ortamda gırla giden muhabbetin arasında adeta bir “sordum sarı çiçeÄŸiydi”. herkes anan baban var mıdır diye soruyordu, ama içinden. söve söve, duvarlara çarpa çarpa. güzelim sohbetin kıllık katsayısına tahammülü olmayacak ki, kimse konuÅŸmaz oldu kamil’le. ilgi göremeyince telefonuna sarıldı. arar gibi yapıp uzun bir konuÅŸma çekti.

o sırada zalım kader aÄŸlarını örmüş, ayakkabıma patlamış mısır’ın dipte kalan sert ve patlamamış tanelerinden birini sokmuÅŸtu. mısırı çıkarmaya çalışsan bir dert, çıkarmasan ayrı dertti. sert ve kesikli kısmı ayağımın tabanını çiziyor, her darbede biraz daha acı veriyordu. ama çorabımın topuÄŸu delik ve kokuyordu. bu ikileme artık bir son vermeliydim.

kısa bir düşünmeden sonra acı ve karizma savaşında galip taraf acı olmuştu. ayakkabımı dilinden tuttum, bileğime yakın bacak kıllarım gözüktükten hemen sonra ayağımı çıkarmıştım. hain mısır tanesini çıkarmak için ayakkabıyı silkeliyordum. düşmüyordu!

kamil ortamda ilgiyi tekrar kazanmak için güzel bir fırsat bulmuÅŸtu. müzikli eÄŸlence mekanının gürültülü müziÄŸini yırtarcasına bir kahkahadan sonra beni göstererek: “baksanızaaaaaa” diye bağırdı. bırakın bizim elemanları ortamdaki diÄŸer insanlar bile bana bakıyordu. görevi canlı müzik yapmak olan eleman nota kaçırmıştı.

ilgi orospusunun gına getiren tavırlarından bana da gına gelmiÅŸ olacak ki, ayakkabımı yere bıraktığım gibi ayaÄŸa kalktım. tek ayağım ayakkabılı diÄŸeri deÄŸildi, bu yüzden saÄŸa yatık pisa kulesi görüntüm ile ayar vermeye baÅŸladım. “yeter ulan!”dan girdim “senden rahatsız oluyoruz, anlamıyor musun?”dan çıktım. konuÅŸmamın sonlarına doÄŸru mısır çıkarma iÅŸlemime bir taraftan devam ediyor, dolayısıyla bir elim ayakkabının içinde, eline ayakkabı giymiÅŸ bir adam görünümündeyken verdiÄŸim ayarlar ne etkili ne de dobra duruyordu. gülüyorlardı, sustum. amınıskim diyerek mısırlı da olsa lanet ederek giydim ayakkabımı geriye. kapıdan çıkıp kafenin önünde sigaramı yaktım.

o kamil olsa da herkesin gözünde daha büyük bir kamil varsa artık o da bendim. camın arkasından göz göze geldik, elimle izah iÅŸareti yaparak parmağımı salladım. bu ülkede herkes bu iÅŸaretin “ananı belledim olm” demek olduÄŸunu bilirdi.

kafasını çevirdi.

gün bitimine yakın ben hala dışardaki masayı tek başıma iÅŸgal etmiÅŸ, yalnız takılıyordum. herkes alman usulü hesap ödemelerini yapmak için önünde tabureler olan kafe/bar mekanlarının klasik kasa yerine doÄŸru gidince kamil’in telefonunu masada unuttuÄŸunu gördüm. koÅŸtum hemen telefonu kapatıp yeniden açtım. sim kilidi üç defa ardarda hatalı girerek hattını bloke edip, masaya da 10 lira iliÅŸtirip yürür gibi yapıp hızlıca koÅŸtum gittim.

artık ordan kimseyle görüşmek içimden gelmiyordu. yanaşmadım da.

bir daha o arkadaÅŸ çevresine yanaÅŸmamak bende büyük kayıplara yol açtı. misal artık “her zamankinden” deme karizmasını yaÅŸayabildiÄŸim tek kafeye gidemiyordum, onlardan birileri hep orda olurdu.

aldığım en tırt intikamdı. artık adım berkan ve göbek adım kamil’di.

Bu yazı toplamda 725, bugün ise 0 kez görüntülenmiş.

gençtim: her insandan fazla esprili tişört giyme hakkım vardı

Nisan19

alkol-temali-espirili-tisortler__30183505_0

ben de her sevgili gibi tutarlı, partnerine güvenen; sonsuz sevgiden, aÅŸktan bir japon felsefesiymişçesine bahseden ideal bir erkektim. papatyalardan bahseder, börtü böcekli piknik yerlerinde sanat filmi havası yakalamaya çalışan bir aşıktım. hatta “askim.seni.seviyorum” diye mesajlar atmışlığım da vardır. mesajı bir arkadaÅŸtan gönderdiÄŸim için boÅŸluk tuÅŸunu bulamayan her insan gibi ben de koy götüne edasıyla aralara noktaları serpiÅŸtirmiÅŸtim. aslında suç tamamen boÅŸluk bırakma özelliÄŸini “0″ tuÅŸuna koymayan peker iletiÅŸim çin malı blackberry’sindeydi. ama bunun konumuzla hiç alakası yok.

yine çok tutarlı ve partnerine güvenen bir sevgili olduÄŸum sıradan bir günde onunla bira içiyorduk. o tuvalete gittikçe telefonunu kurcalıyor, geldiÄŸinde sevgi ve aÅŸkın ne kadar güvenle iç içe olduÄŸundan bahsedip prim yapımaya çalışıyordum. o üçüncü birasını bitirmiÅŸ, bense o her tuvalete gittiÄŸinde azar azar saksıya döktüğüm biramı mide bulantımla yudumluyordum. biranın %90′ını saksıya dökmüş olacağım ki, son yudumu 5 saniyede alır almaz her içkinin son yudumunu içen bir birey gibi boÅŸ bardağı masaya vurdum. derin bir oh çektim: “bira da buz gibiymiÅŸ ha”. içmeyi bilmiyordum ve bir erkektim, erkekler aÄŸlamaz ve içmek zorundaydı.

laf lafı açmıyordu. açsa da ilerlemiyordu. ilerlese de hoşuma gitmiyordu. bazen baharın da verdiği hormon coşkunluğuyla ayarsız dudaklarına yumuluyordum. garsonun garip bakışları bana buna bir dur demem gerektiğini söylese de yarin kırmızı dudakları gel diyordu. öpmeye yaklaştıkça garson da yaklaşıyor, sanki o öpüşme sırasındaki son küçük öpücükten sonra araya dahil olmak istiyordu. ya da çevreden şikayet gelmişti, hiç bilmiyorum.

muhabbetin aksak gittiÄŸi sıralarda ona telefonumdan komik kedi videoları izletiyor, internetin icadından beri insanların her zaman güldüğü son kozumu kullanıyordum. iliÅŸki bitiyordu ve hiçbir kedi bunu kurtaramayacak gibiydi…

genç olmak farklıydı. ben de herkes gibi insandım fakat genç olduÄŸum için diÄŸer insanların sahip olmadığı kadar saç uzatma, sakal bırakma, kendini yansıtan esprili tişörtler giyme ve apır sapır konuÅŸma hakkım vardı. ve tabi ki bir iliÅŸki bitiminde boÅŸ kalmayacağı hissiyatını sonuna kadar yaÅŸama. iÅŸte bu yüzden rahattım, hale mi? olmadı lale? olmadı sevgilimin yanında ararlarsa zor duruma düşmeyeyim diye erkek adıyla kaydettiÄŸim yüzlerce “uuu beybi” kızlar vardı. birinin adı hüseyindi, kız güzel olsa da ona taktığım bu bıyıklı erkek isminden sonra kendisine bir daha ısınamadım. mundar ettim cıvırı.

sinem dedim: “bitmeli”. yanlış anlamış olacak ki,     “daha yeni baÅŸladık ya, miden mi bulanıyor, istersen içmeyelim” diye karşılık verdi. ve bu yanlış anlamasıyla az önceki ayrılık giriÅŸimim için tekrar düşünmem için zamanım olacaktı. bir 10 saniye kadar. düşündüm, düşündüm. adeta bir filmin sonu gibi ayrılacaktım;

tuvalete gidiyorum dedim. ve bir daha geri dönmedim.

o akÅŸam ortamdan çıktığım gibi telefonumu kapatıp 2 gün açmamıştım. otobüse binip hemen eve gitmiÅŸtim. otobüste arkadaki güzel kız grubunun önünden geçerkenki o klasik “bana gülüyorlar lan galiba” hissine kapılmış, sonra da artık özgür bir erkek olduÄŸumu hatırlayıp derin bir nefes almıştım. nefesim ferah deÄŸildi.

kapatmıştım kendimi. günler de haftasonuna denk geldiÄŸinden neredeyse aranmak için sebebim yoktu. facebook’a bakmamış, mailleri okumamıştım. duÅŸ almıyor, yaÄŸlı kafada saçların hiç olmadığı kadar güzel görünmesine hayranlıkla bakıyordum. her bitmiÅŸ iliÅŸkiden sonra ÅŸiir yazmaya çalışan erkek gibi ben de kalemi elime almıştım, printer’ın önünden de iki tane a4 kağıdı çekmiÅŸtim. tüm ÅŸiir denemesi yapan sıradan erkekler gibi ben de istanbul’u bir orospuya benzetip kalemi bıraktım.

camdan kafamı çıkarıp, yenicem seniii istanbuuuuuul diye bağırdım. camı kapatırken pimapen’in silikonu attı, 70 lira da ona bayıldım sonra.

ayrılık çok kötü birşey olsa da, insanın kendini daha iyi tanıması için iyi bir fırsattı. o dönem bana ayrılık acımda yılmadan eşlik etmiş vefakar sağ elimi hiç bu kadar yakından tanımamıştım.tanıdıkça sevmiştim kendimi, ben ne güzel çocuktum.

ilham: sarıkaya.

Bu yazı toplamda 1575, bugün ise 0 kez görüntülenmiş.

Sevgilimden ayıran sinek

Haziran21
sinek hayvanı

Yapma dedim. “Hem ben sana ne yaptım?” diye de ünledim. Öylece, anlamsızca bakıyordu. Benim kendime hayrım yok, bırak beni de ikimiz de rahatlayalım, hem sen nasılsa baÅŸkalarını bulursun ama yeter, tüketme beni artık, yalvarırım dedim. Gözlerim kanlanmıştı uykusuzluktan, hissediyordum. Saate baktım usulca, 03:00′ı gösteriyordu. Yani 4′tü. Birgün önce saati ileri almayı unutmuÅŸ ama ÅŸimdi yavÅŸakçasına hatırlamıştım. Tekrar ona döndüm; aÄŸlamaklı bir ses ile “bak, sen kendi yolundan git ve baÅŸkalarını bul, ben ise güzel bir uyku çekeyim?” dedim ve yastığa başımı koydum. Salmıştım artık, nolursa olsundu. Dayanamadı, yine geldi. Ben de dayanamadım, ani bir hareketle duvara yapıştırdım. Kanı ÅŸampanya rengi, irili ufaklı girintili çıkıntılı oda duvarımı boyamıştı. Sonunda sineÄŸi öldürmüştüm.

O iÄŸrenç hatıralar ve katil piÅŸmanlığı ile uykuya daldım. Uyandığımda aÄŸzım kurumuÅŸ, sıcaktan terlemiÅŸ vaziyette buldum kendimi. Adeta “hararet geldi” diyen kısırlı altın günü teyzeleri gibiydim. Kalktım saate baktım, 10′u gösteriyordu, yani 11′di. Her saÄŸlıklı insan gibi uyanır uyanmaz çiÅŸe gittim. Tuvalet deliÄŸinde karasinek vardı. ÇiÅŸimle öldüreyim diyip üstüne doÄŸru iÅŸedim, kaçtı, döndü dolaÅŸtı, aÄŸzıma girdi pezevenk. Neyse yüzümü falan yıkadım çıktım banyodan.

O sabah ilk defa astsubay çocukları gibi bardağa iki yumurta kırıp, pekmez içmek geldi içimden. Nedense bir sağlıklı yaşam coşkusu dolmuştu bana. Dolabı açtım, dolapta yarım kavun ve üzerinde pehlivan patisserie yazan kuru baklavadan başka birşey yoktu. İçlendim ama üzülmedim.

Ben bohemimle boÄŸulur iken kapı çaldı. Gelen Gökçe’ydi. İçeri buyur ettim. Nasıl olsa kızın istemeyeceÄŸini bildiÄŸinden erkeklerin on numaralı centilmenlik giriÅŸimi olan “üşüdüysen ceketimi vereyim” sözünden gelen gazla yarım ağızla ‘açsan kahvaltı hazırlayayım’ dedim. Nasıl olsa istemez, havadan kızın gözünde artı puan kazanırım diye düşündüm. Açmış, olur dedi.

Mutfakta birÅŸey olmadığını bile bile ayıp olmasın diye mutfaÄŸa yöneldim. Kıza yediricek bi ekmek bile yoktu. İçeri gittim yav Gökçe salla kahvaltıyı da gel sana neskafe yapayım dedim. İyi madem dedi, omzundan ağır bir yük kalktı saÄŸolsun. İçimden de “yav dingil kız madem aç deÄŸildin ne diye greyder girmiÅŸ gecekondu mahallesi gerilimi yaptın ÅŸimdi diye sövdüm”, dışımdan güldüm. Kettle’a yönelip su ısıttım, yaptım neskafeleri getirdim odaya. İlk yudumu alır almaz ama Berkan’ım bunun ÅŸekeri yok dedi. O an mutfaÄŸa gitmeye üşendiÄŸimden, “yav bir fincan acı kahvenin kırk yıl hatrı vardır ehehe” diye espri yaptım, yemedi. Gittim aldım ÅŸekeri. Kahvenin ÅŸekerinin verdiÄŸi enerjiden olucak ki bana bi güç geldi, hormon yükselmesi yaÅŸadım. Gittim kızın yanına, özledim seni’den girip, öpüşmekten çıktım ben.

Tam hoşnutlukların doruğunda, sevgili kollarının mutluluğunda at koştururken karşı taraftaki televizyonun fiskosunda yine o sineklerden gördüm ben. Bak Gökçe dedim, beni gece uyutmadı bu ibneler, işerken ağzıma girdi bir tanesi de, yemin ederim kafayı yedirtecekler bana diye isyan ettim. Az önce sinek girmiş ağzımla öpüştüğünden olacak ki tiksindi, geriye çekildi azcık. E hayatım sineklik taktırsana dedi. Hemen bende bir çocukluğa inme vuku buldu, ince apartman boşluğu demirlerinden kafamı geçirip geriye çıkaramamıştım vakti zamanında. Babam demirci getirip, kestirmişti demirleri. Bütün komşulara da rezil olmuştum. O yüzden, o günden beri de delikli ve aynı zamanda cam kaplayan şeylere ait bir nefret vardı içimde. Her sevgilisine sanatçı ruhlu karizması yapıcak erkek gibi ben de abartarak anlattım bunu ona. Amaaan sen de dedi. Beklediğim tepki değildi.

O gün gitmiş bu züccaciyeden benim evin camlara yaşlı evlerinde bulunan tel sinekliklerden almış. O güzelim, postmodern, sanat eşgali, led zeppelin dinleyen seksi kızı züccaciyeye girip sineklik alırken hayal edince ben azcık soğudum kendisinden. Belli etmedim ama uzun süre de pek yanaşmadım. Daha sonra bir yılbaşı gecesinde çerez tabağında önce bademlere ve fındıklara abandığını görünce de iyice tiksindim, buz kestim, o geceyi he canım, he gülüm diyerek bitirdim, sonra bi daha da görüşmedim.

Bu yazı toplamda 1395, bugün ise 0 kez görüntülenmiş.

« Eski Yazılar


twitter'da son yazdiklarim