Berkan Cesur

sapkınlığın meşru adı: cem şancı

Ocak22

cem ÅŸancı’yı internet alemlerinde haytaca gezen, sözlüklerle haşır neÅŸir olan ve twitter ile ilgilenen hemen herkes tanır. kafayı kadınlar ve iliÅŸkiler üzerine bozmuÅŸ, kendi tanımıyla “arsız, edepsiz, sadakatsiz, kuralsız, ezbersiz, serseri bir kimse”. bu kendini betimleme olayından hemen sonra da “beÄŸenemedin mi?” der hep. ben beÄŸenemiyorum. zira bir insan malesef kendini tanımladığı kelimelerden ibaret deÄŸil. kendisi aslen ne arsız, ne edepsiz. evinde süveterle oturup, hala lise aÅŸkına aşık olduÄŸuna da bahse girebilirim. yalnız hani dedim ya internette, sözlükte, twitter’da takılan tanır bu adamı diye. evet tanır. buna diyeceÄŸim yok. fakat bu adamı nedense kitap okurları tanımaz. durun ÅŸimdi bomba geliyor. bu adam kendini yazar ve edebiyatçı diye tanıtıyor. ironik, deÄŸil mi?

ÅŸimdi bu yazıyı neden yazıyorum onu açıklayayım biraz. cem ÅŸancı ile bireysel olarak hiçbir derdim yok. olamaz da zaten. elin adamı. fakat kendisiyle ilgilenen toplumun ve kendisinin okur diye andığı müridlerinin “boÅŸ” bir ÅŸeyi (ÅŸair burada cem ÅŸancı’ya sesleniyor) bu kadar abartmasına, hayal dünyalarındaki taytlı süper kahraman yapmalarına fena halde kafayı takmış bulunuyorum. kafayı taktığım keÅŸke sadece bu olsa. bu ÅŸancı öyle bir adam ki, milletin kendisini “ajdar anık” kıvamında abarttığını ve desteklediÄŸini bilemeyecek kadar uzaylı. sanıyor ki her “ayy süpersin” diyen kız onunla ölüyor, onunla bitiyor. sevgilisiyle seviÅŸirken onu hayal ediyor. yok öyle birÅŸey sayın ÅŸancı. bu sizin mastürbasyonlarınızda daha fazla zevk almak için konu edindiÄŸiniz rüyasal bir olgu. bunu okurken kafanızı iki avcunuz arasına alıp aÄŸlayacağınızı biliyorum, ama gerçekler acı.

atışıyoruz günlerdir twitter’da. ben bunları yüzüne vurdukça, her ÅŸeye bir cevabı olan ruh hali boÅŸ durmamak için ne düşüneceÄŸini sapıtır oldu. baktı ki olmuyor, karşısındakinin o hayallerindeki herÅŸeye “-evet yiÄŸidim, becer beni yiÄŸidim” diyen seksi kız olmadığını anlayınca baÅŸladı mavi ekran vermeye. bu adamın mavi ekranı da bir acayip. “sivilce” ve “15 yaÅŸ” adı altında koyu ve açık ayrı ayrı iki mavi ekranı var. birinci mavi ekranı olan “sivilce”yi laf yediÄŸinde, ikincisi “15 yaÅŸ”ı ise lafın altında kaldığında veriyor. basıyorum reseti ama bozmuÅŸ bir kere kendini, düzelecek gibi deÄŸil. düzelmez de. üzüldüğüm o ki boÅŸ gidicek bu hayattan. herÅŸeyi yaptığını sanıp hiçbirÅŸeyi yapmamış bir ÅŸekilde. hani bir de kendini “edebiyatçı” olarak belliyor ya, daha da fazla üzülücek. zira bu adamın eÅŸine dostuna “bak lan bunu ben yazdım, süper di mi?” diyeceÄŸi hiçbirÅŸeyi yok. tek sahip olduÄŸu ÅŸey iliÅŸkiler üzerine götünden uydurduÄŸu sosyolojik tespitler. onlar da vahiy ile inmiÅŸ izlenimi veriyor insana, zira bu adamın basitliÄŸini kavrarsanız o basitliÄŸin maksimumundaki kurguların dahi kendisinden çıkmayacağını hemen anlarsınız.

ayrıca sapkınlığın meÅŸru adı diye baÅŸlık atmamın tabi ki bir anlamı var. bu adamın kafayı karı-kız-am-sik-göt üstüne bozmasından zaten sapkın olduÄŸunu çıkarmışsınızdır. ben size çarpıcı bir örnek daha vereyim. kendisi pek sevilen sözlük, ekÅŸi sözlük’ün author adlı yazarıydı vakt-i zamanında. ayrıldı sonradan. durun hemen ayrılınca “sözlük bozdu yaa” demeyin. bu adam bir bayan yazara gönderilmiÅŸ “penis” resminin gönderilmesini savunmuÅŸ biri! lan!? dediniz sanıyorum. deyin. sapkınlığının derecesi pek sizden bizden deÄŸil, adam erkeklerdeki göte kilitlenemeyi bir kenara atmış kızlar “penis” görsün diyor. anan hariç de lan! :p

iÅŸte böylesine sapkın ve boÅŸ insan cem ÅŸancı. müridleri de öyle. alayı twitter’da “of çok sıkıldım”, “resmen sinirim bozuldu yaaa” diye ayılan bayılan kızlar. kendilerine “ruhospu” diyip ruhsal mastürbasyonlarında kendilerine o güzel jargonla dirty talk yapıyorum ama kızıyorlar. tüüh :(

demem o ki herÅŸey sapkınlığın doruÄŸunu yaÅŸayıp “bir kadın masal ister” adında kitap yazmakla olmuyor sayın ÅŸancı. neysen o. ibneliÄŸin lüzumu yok.

saygılarımla.

Bu yazı toplamda 2075, bugün ise 0 kez görüntülenmiş.

çocuklukta yaşanan ilk su kesintisi

Ocak14

çocukluğun üzücü anılarından. anne ve babanın kavga ettiğine şahit olmak kadar dokunaklı ve ileride hatırlanan bir durum.

su kesintisi diyorsam altyapı çalışması sebebiyle olanı demiyorum. fatura ödememe, ödeyememe sebebiyle olanı diyorum.

ilkokuldayım, ÅŸuan hatırlayamadığım bir yaÅŸtayım. hayat güzel tabi o zamanlar herÅŸeyiyle. ne evin derdini bilmek, ne de o dert üzerine düşünüp, birÅŸeyler yapmak var akılda. sorumluluk yok, dert yok, tasa yok. en büyük can sıkıntısı sınıftaki sinem’in bana pas vermemesi. ne yaptım ne ettimse de benden önce en yakın arkadaşımı favori olarak görmesi. hatta o gün de kızgınlıktan, sınıftan çıkarken çantamı koluna vurmuÅŸtum sinem’in. zayıf, narindi zaten. aÄŸladı. özür dilemiÅŸtim ama yapmıştım eÅŸekliÄŸi.

servise bindim, yine aynı klişe. servis ücretleri için zarflar dağıtılıyor. servisçime dönüp

-kaç para koydurucam buna metin abi? dedim.
-35 milyon dedi.

iyi para be diye düşündüm. zira o günlerde annem hergün beÅŸyüz bin harçlık verir, ben iki tane eti puf bir de meyve suyu alırdım. bazı bazı da tost. ama itiraf edeyim en çok yapışkanlı sporcu kartları çıkan meyve suyu’ndan alırdım.

eve geldim. annem üstünü değiştiriyor, o da yeni gelmiş. hemşiredir annem. anne dedim servisçi zarf verdi, 35 milyon koyucakmışız. bana baktı, bitap bir hali vardı, tamam, masaya koy dedi. anladım ki bir sorun vardı. annem bu kadar durgun konuşmazdı. hele hele iş çıkışları normal insanların tersine şen şakrak dönerdi eve, yorgunluğunu sezmezdim pek; ya da sezdirmezdi. her neyse. garipti işte.

odama girdim. ödevlerimi çıkardım hemen. şimdi garip geliyor ama o zamanlar deli gibi bir heyecanla okur, okula gider gelirdim. zil çalınca sınıfa koştururdum. şimdi öğretmen zilinden sonra kaşarlanmış bir yavaşlıkla gireriz sınıfa. tatlı geldi heyecanlılığım şimdi düşününce.
Devamını okuyun »

Bu yazı toplamda 716, bugün ise 1 kez görüntülenmiş.

orospu çocuğu - [aşk hikayesi]

Ocak14

ÅŸehirdışına çıkmak, ailevi sebepler gibi birçok görüşememe sebeplerinden ötürü uzun bir süredir fena halde özlenen sevgili ile feci ÅŸekilde buluÅŸulmak istenmektedir. aynı ÅŸekilde karşılık alınmaktadır. bir gün sevgili bir yakınının hilton’da iÅŸ görüşmesine gireceÄŸini, bu yakınının izmiri pek bilmediÄŸinden kendisinden oraya götürmesini rica ettiÄŸini söyler. iÅŸ görüşmesi yaklaşık 10 dakika süreceÄŸinden en küçük fırsatı bile deÄŸerlendirmek isteyen biz, hemen bir buluÅŸma ayarladık. yakını içeriye girdiÄŸi anda dışarıda göz göze gelip, bir anlık duraksamadan sonra birbirimize hızlı hızlı adımlarla yürüdük. gözlerimize bakıp birbirimize küçük bir öpücük kondurduk. hemen bunların ardından hadi kordona gidelim sözüyle rotamızı 10 dakika sürecek de olsa kordona çevirip, deniz kıyısına oturduk. uzun zamandır birbirimizi görmemiÅŸ ve bundan kaynaklı çok özlemiÅŸiz! ne yapacağımızı bilemiyorduk. deli gibi öpüşmeler, birbirimize söylenen sevgi sözcükleri, sarılarak denize doÄŸru uzanma gibi romantik anlar yaÅŸanırken o 10 dakika en tatlı haliyle bir ömür gibi geçti. birden sevgilinin telefonu çaldı. arayan bahsi geçen yakını. iÅŸ görüşmesinden çıktığını, mümkünse gelip onu alması gerektiÄŸini söyledi. “off ya, hay ben bu kızın” diye söylenen sevgili gitmesi gerektiÄŸini, iyi ki geldiÄŸini söyledi. ve sıkı sıkı sarılıp bir öpücük kondurdu ve gitti…

o giderken ben aynı yerde oturdum. arkasından uzun uzadıya baktım. sonra dayanamayıp yerimden kalkıp, gittiÄŸi yolun önüne çıkacak bir kestirmeden koÅŸtura koÅŸtura önüne çıktım. o daha beni görmeye varmadan dudaklarında bitmiÅŸitim bile. uzun bir öpüşmeden sonra yüzüme baktı, gülümsedi , kısık ve tatlı bir ses tonunun hakim olduÄŸu esprili bir tavırla “orospu çoçuÄŸu” dedi.

iÅŸte bu benim hayatımda duyduÄŸum en tatlı küfür ve hiçbir zaman unutamayacağım bir hatıraya dönüştü. birbirine “orospu çocuÄŸu” diye küfreden insanlar görünce o günden beri gülümsememe sebep verdi…

Bu yazı toplamda 1226, bugün ise 0 kez görüntülenmiş.

döner vicdan ve ben

Ocak14

yıllar önce arkadaÅŸlarımla buluÅŸmak için konak pier’in önünü ve öğlen saatlerini karar kılmıştık. babamın iÅŸleri iyi gidiyordu, küçük çaplı bir alım satım iÅŸinden de güzel bir harçlık çıkarıcak ÅŸekilde kazanıyordum. cebimde alışık olmadığım bir ÅŸekilde cebimde 150 lira ile arkadaÅŸlarımla buluÅŸmaya çıkmıştım. günün tüm yemeklerini, tüm içkilerini ısmarlamak gibi bir fikir vardı aklımda. izmir’de yaÅŸayanlar bilir konak meydanı tarafından basmaneye doÄŸru yürürken bir sıra dönerciler, dürümcüler vardır. sabah kahvaltısı yapmadan evden çıkmanın verdiÄŸi gazla kahvaltı için bir döner yeme fikri belirir aklımda. herhangi bir dönerciye oturur, “bir et döner, bir de kola” derim, garson getirir, yemeye baÅŸlarım. döner ekmeÄŸin yarısına gelmiÅŸken telefon çalar. arayan arkadaşımdır. geldiÄŸini ve beni konak pier’in önünde beklediÄŸini söyler. ben de hayırlı iÅŸler dileyerek ortamdan kalkar ve üst geçit ile konak tarafından pier tarafına geçmek için yola koyulurum. üst geçit üzerinde dilenci, kaçak parfüm satıcısı görmeye alışmış bünye saÄŸda soldaki insanları umursamadan yürümektedir. birden tam sağımdaki adama gözüm iliÅŸir. adam gayet iyi giyimli (neredeyse yetkiliri biri görünümünde), üstü başı temiz ve son derece suskun önüne bakmaktadır. tam önünde bir karton vardır ve üstünde “dilenci deÄŸilim, yolda kaldım, açım” yazmaktadır. önce umursamadan önünden geçerim fakat tekrar durup arkama bakar, adama acırım. normalde hiçbir dilenciye göz yummayan ben, bu karton üzerindeki yazı karşısında eriyip, bitmiÅŸimdir.
Devamını okuyun »

Bu yazı toplamda 463, bugün ise 1 kez görüntülenmiş.



twitter'da son yazdiklarim